SAMSUN 21 °C
En Düşük 13 °C
En Yüksek 22 °C
Karakter Boyutu :
 ''OKULLARDA MUTLAKA GÜVENLİK YÖNETİMİ OLUŞTURULMALI''

''OKULLARDA MUTLAKA GÜVENLİK YÖNETİMİ OLUŞTURULMALI''

18 Mart 2017 11:45 CumartesiÖğrenci, öğretmen ve çalışanların kendilerini fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan mutlu ve güvende hissettiği bir okul ortamında geleceğe hazırlamak en önemli sorumluluğumuzdur.

Güvende olma duygusu, sosyal ve akademik başarı için şarttır. İşte bu yüzden, barışçıl, özgür, kaygı ve korkunun olmadığı bir okul ikliminde çocuklarımızı geleceğe taşımak istiyorsak GÜVENLİ OKUL PROJESİ uygulanmalı.

Çocuk GÜVENLİ YAŞAMI öğrenmeli. Aileler güvenli yaşamı öğrenmeli. Bizlersizler öğrenmeliyiz. Çünkü evden çıktığımız andan itibaren güvensiziz. Evde de güvensiziz. Neden? Deprem olsa nasıl hareket edeceğimizi bilmiyoruz. Evde yangın çıksa nasıl müdahale edeceğimizi bilmiyoruz. İlk yapılan ve en büyük tehlike olan kapıyı ve pencereyi açmak oluyor. O duman ile o birikmiş gaz hava ile bütünleştiği an parlama ve patlama gerçekleşiyor. Hayat aslında basit bilgilerle güvenli hale getirebileceğimiz bir olgu.

 GÜVENLİ OKUL 

“Türkiye’de ilk defa uygulamaya koyduğumuz ve bir güvenlik şirketi olarak okullarda güvenli bir okul iklimi oluşturmayı amaçladığımız akademik bir yöntem var. Okul güvenliğinin sağlanmasında disiplinlerarasıbütünlüğü amaçlayan bir kavram ve biz buna "Güvenli Okul Projesi" diyoruz. Bu açıdan bilimsel bir bakışla sadece fiziksel güvenlikle, yani eleman vererek yapılan güvenlik hizmetleri ile  istenilen ölçütlerde okul güvenliğinin sağlanamayacağını düşünüyoruz. Okul paydaşları ile oluşturulacak etkin işbirliği ve yönetsel yapı ile kamusal sorumlulukların eksiksiz yerine getirildiği güçlü bir güvenlik yönetiminin başarılı olacağına inanıyoruz. Bu nedenle öncelikle bir okul iklimi ve yaşamı için risk oluşturan tüm risk ve tehlikeleri belirliyoruz. Tüm faktörleri verilerle ortaya koyduğumuz "Okul Risk Haritası" çıkartarak önemli bir farkındalık yaratıyor ve o alanın tüm paydaşları ile oluşturduğumuz etkin işbirliği ile interdisipliner bir çalışma gerçekleştiriyoruz.

Yani o binanın ve kurumun iklimini, okullar için okul iklimini de kapsayan proaktif bir güvenlik bilinci yaratmaya yarayacak akademik bir çalışma yapıyoruz.” 

Güvenli okul nedir? Öncelikle tarif etmek ve paydaşlarını, bileşenlerini ve uygulamalarını açıklamak isterim. Güvenli okul, öğrenci, öğretmen ve okul çalışanlarının kendilerini fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan özgür, güvende ve mutlu hissettikleri okuldur. Bu okullarda kaygı ve korkuya yer yoktur. Öğrencilerin öğrenmeye, öğretmenlerin öğretmeye odaklandığı güvenli bir iklimi, sosyal, kültürel, sportif aktivitelerle eğitim dışı zamanların değerlendirildiği bir kültürel farkındalığı vardır. 

-“Güvenli okul, çocuğun evden okula gitmek üzere çıkışıyla başlar. Gerek servisle gerek yaya olarak ve gerek ulaşım araçlarıyla gidişiyle başlayan ve okulda geçirdiği eğitim süreçlerinden sonra eve dönüşüyle son bulan bir zamanı güvenli hale dönüştürmek için çalışıyoruz. Çünkü aslında okul güvenliği dediğimiz zaman biz aile güvenliğini, öğrencilerin güvenliğini ve toplum güvenliğini, okul ve çevresinin güvenliğini de okul güvenliğinin bileşenleri olarak öngörüyoruz

 Çünkü aile ortamında yaşayan bir çocuk o ailede gözlemlediği şiddet başta olmak üzere iletişimsizlik ve güvensizlik gibi birçok sorunu okul ortamına taşıyabiliyor.

Okulun çevresel ve fiziksel koşulları, bölgenin demografik ve ekonomik yapısı, ailelerin sosyo -  ekonomik durumu ve özellikle riskli alanlarda yaşayan ve suça karışmış ailelerin çocukları, kendi ortamlarında gözlemledikleri olumsuzlukları şiddet olarak okul ortamına taşıyabiliyor. Bu durum genelde okullardaki akran zorbalığının ana nedenleri haline dönüşebiliyor. Onun için okul güvenliği ve güvenli okul kavramının gerekliliklerini okulun içerisinden değil, biz aileden başlatıyoruz. Okul yolunu düşünüyoruz. Okul yolu güvenliğindeki riskleri minimize etmek istiyoruz. Okulda geçirdiği süreçleri ve okul iklimini baz alıyoruz. Tüm paydaşların motivasyonu, birbiriyle olan ilişkileri, okul ve sınıf kuralları, okulun disiplin kuralları, bunların açık, net ve tutarlı olması, herkese adil ve eşit uygulanması, öğrenciler tarafından bilinmesi önemli. Okuldan ve çevreden kaynaklı olası riskleri dikkate alınıyor ve inceliyoruz. Biliyoruz ki risk ve tehditleri önceden fark edemiyorsanız önlemeye yönelik hiçbir hazırlığınız da olamaz.

Okul güvenliği dediğimiz zaman öncelikle; 

Mimari yapısıyla başlayan bir güvenlikten bahsediyoruz. Yani fiziki ve mimari güvenlik. Düşünce ve tasarım bazında bunun önceden dizayn edilmesi ve daha sonra güvenli binalar şeklinde yapılandırılması.

Okullarda kapı ve merdivenlerin dar ve standartlara uygun olmamasından, yasal koşullara uygun olmayan diğer fiziki yapılarına ve donatılarına kadar birçok konuyu detaylı olarak inceliyoruz. Özellikle kalabalık okullarda yetersiz ve dar merdivenler ve koridorlardan dolayı birçok sorunun çıktığı ve hatta ölüm olaylarının da yaşandığı unutulmamalı. Deprem riski yaşayan bir coğrafyada yer alan ülkemizde okullarda deprem bilincinin oluşturulması ve önlemlerin etkinlikle alınması şart. Yangın ve deprem riskine karşı güçlü bir acil durum yönetiminin uygulandığı ve yangın merdivenleri, söndürme aygıtları gibi fiziksel donatıların eksiksiz sağlandığı bir sistematiğin oluşturulması için mimari tasarım aşamasında müdahale etmek ve dizayn etmek istiyoruz.

İkinci olarak okulun olumlu okul iklimini, burada da okulun paydaşlarını, öğrenci, öğretmen, okul müdürü ve diğer çalışanların birbirleriyle olan ilişkilerini, motivasyonlarını, aidiyet duygusu, akademik beklentilerini inceliyoruz. Okulun lideri olarak özellikle okul müdürünün liderlik yapması gereken kurallar, sorumlulukları ve okul güvenlik planlarını hazırlayarak ve pratiğini oluşturarak olası risklere karşı tüm paydaşlarda güçlü bir güvenlik bilincinin yaratılmasını hedefliyoruz.

Üçüncü aşamada sağlık güvenliği, yani okulun havası, suyu, hijyenik koşulları ki birçok kazalar, yaralanmalar, hastalıklar da bunlardan kaynaklı olabiliyor. Zehirlenmeler vs. kaygan zeminler düşen ve yaralanan öğrenciler vs. Bu kazalar okulun eğitimini aksatarak, yönetsel iş yoğunluğu ve yasal sorumluk süreçleri oluşturarak okul markasının zarar görmesine neden olmaktadır. Bu kazalar ve olaylar yüzünden veliler çocuklarını okuldan alır, mahkeme süreçleri oluşur, tüm paydaşlar olumsuz etkilenirler.

En önemlisi de okullarda "Okul Acil Durum ve Kriz Yönetimi" nin etkin olarak oluşturulmasıdır. Özellikle suç potansiyelinin bulunduğu bölgelerde yer alan okullar fiziksel yapıları ve güvenlik uygulamaları yönünden daha önleyici ve denetimsel olmalı. Çok sayıda öğrencinin bulunduğu kalabalık okullar ve sınıflarda risk daha da büyüktür. 

Kalabalık yaşam alanı olan ve çocukların zamanlarının çoğunluğunu geçirdikleri okullarda en önemli riskler: Yangın, deprem ve olası terör ve şiddet hareketleridir. Amerika’da çok kanlı saldırılar oldu. ABD, Almanya, Brezilya, Finlandiya gibi ülkelerde yaşanan katliam türü ölüm ve şiddet olaylarının bizde de yaşanmaması için gecikmeden bugünden önlem almalıyız. Bizde de gözünü kan bürümüş, başka akılların maşası olan terör örgütleri belli bölgelerimizde maalesef okulları hedef almakta. Bu bölgelerimizde çocukların ve öğretmenlerin can güvenliğine yönelik yaşamsal riskler oluşabiliyor. Okullarımızı bombalayan, yakan, bu vahşi ve insanlık dışı eylemleriyle ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kasteden terör örgütleri, okullarımızın eğitim faliyetini engelleyerek bu masum çocukları kendi amaçları doğrultusunda kullanmak istiyor. Bazı metropol kentlerin varoşlarında bulunan okullarda da bu risk söz konusu. İşte bunun için güvenli okul projesi çok önemli.

Servis şoförü okulun önünde kavga ediyor, öğrencilerin gözü önünde silah çekiyor. Trafik kurallarına uymayan servislerin karıştığı kazalar kadar sürücülerin ve rehberlerin servisi içinde hatalı davranışlarından kaynaklı olaylar öğrencilerin psikolojisini olumsuz etkileyerek okula yabancılaşmaya ve devamsızlığa neden oluyor. Veli ve ziyaretçilerin okul öğretmenlerine yönelik şiddet içeren davranışları da dikkat çekici. Okullarda vandalizm, hırsızlık, zorbalık, madde bağımlılığı ve internet bağımlılığı önemli bir sorun. Madde bağımlılığı ile mücadelede aile, okul ve kamu işbirliğinin sağlanması zorunlu. Okul çevresi ve okul yolunda karşılaşabileceğimiz risklere karşı önlemler ve bilinç çok önemli. En önemlisi de okulda meydana gelebilecek acil bir durumda uygulayacağımız kurallar ve yöntemler nelerdir? 

Dolayısıyla burada ACİL DURUM YÖNETİŞİMİNE ihtiyaç var. Yangın, deprem, doğal felaketler ve diğer risklerde neler yapılması gerektiğinin bilinmesi ve neler yapılabileceğine dair öğrencilere pratikler kazandırılması gerekiyor.

     

TÜRK HUKUK SİSTEMİ O HAKKI TANIR

Zaten Türk Hukuk sisteminde her birey başkalarına yönelik onun canına ve malına yönelmiş bir tecavüzü saldırıyı def etmek için kendi vatandaşlık hakkından dolayı da müdahale etme hakkına yeteneğine sahiptir. Kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki güvenlik hizmetlerini yerine getiren özel güvenlik görevlisi de 5188 sayılı yasa gereği o anda uygulayabileceği belirli yetkilere sahiptir. Müdahale edebilir, onu etkisiz hale getirebilir Onu yakalayabilir ve genel güvenlikten sorumlu polise teslim edebilir.

 BİR OKUL GÜVENLİ OKUL OLMAK İSTER İSE

 Bir okul bizden güvenli okul akreditasyonu isterse biz aşama aşama süreci başlatırız. Öncelikle onların kapsamlı risk haritalarını çıkartırız. Biz BAU'nunakademik desteği ile Türkiye’nin ilk güvenli okul ölçeğini hazırladık. Bunu okul çeşidine göre uyguluyoruz. Bu ölçeği okul öncesine, ilkokula, ortaokula ve liseye uygulayabiliriz. Kısacası her okul çeşidine uygulayabiliyoruz. Hem okul iklimine ilişkin, hem okulun fiziki yapısına ilişkin, acil durum yönetişimi, donatıları, okuldaki öğretmen algıları, çocukların güvenlik algılarına kadar birçok aşamalarda yaptığımız bir ölçek. Tüm bu başlıklarda hem risk analizi olarak hem de akademik olarak okulun Check Up’ını yapıyoruz. Hastalığını ortaya koyuyoruz. Daha güvenli bir okul iklimi oluşturabilmek için önce güvenli olmayan ve risk yaratan alanları tespit etmek gerekiyor.

CSG Güvenli Okul Risk Haritası içinde yer alan birçok başlık, birçok soru listesi var.

Risk oluşturan unsurlar var mı? İşte dolaplar sabit mi? Yerler kaygan mı? Kesici-delici kenarlar vs var mı? Laboratuarlarda kullanılan ve zaman zaman çocukların yaşamına mal olan malzemeler, elektrik prizleri vs. O kadar çok eksiklikle karşılaşıyoruz ki.

 Tüm parametrelerde güvenlik için önemli olan başlıkları inceliyor ve tespit ediyoruz. Buradaki riskler neyse onları detaylı bir rapor olarak sunuyoruz.

 Burada da gördüğünüz gibi İstanbul’da 10 ayrı okul çeşidinde Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte yaptığımız çalışma var. Her okulu detaylı olarak inceledik ve risk değerlendirmesini yaptık. Belirlediğimiz başlıklarda okul yöneticileri ve öğretmenlerine yönelik BAU ile eğitim programları gerçekleştirdik. Eksikliklerin giderilmesi yönünde yönlendirmeler yaptık.

 OKULDA CİNSEL İSTİSMAR SÖZ KONUSU İSE

 Okulda cinsel istismar söz konusu ise, zaten uluslararası literatüre de baktığınız zaman Türkiye de 11 yaş grubunda çok görülmekte. Dünya Sağlık Örgütüne göre ve OECD verilerine baktığımız zaman Türkiye dünyada 11 yaş grubunda riskli bir duruma sahip. Ancak yeni araştırmalarla şiddete ve istismara yönelik güçlü bir algı yaratabilir ve çözüm üretebiliriz. 

Artık verilere inanmalı ve kamunun bütün bu alanlarını araştırmacılara açarak farkındalık kazandırmalıyız. Gerçekleri ne kadar saklarsanız saklayın onlar orada durur ve o olumsuzluğu haykırır. Ve o gerçeği elbet birgün birisi görecektir.

 Zaten toplumumuzun yaşadığı dramatik olayların ana nedeni de budur.

Şu anda birey olarak güvenli miyiz?

Birbirimizi seviyor ve sayıyor muyuz?

İlişkilerimiz iyi mi?

Toplumsal işbirliğimiz hangi düzeyde?

Birbirimize karşı anlayışlı mıyız? Vicdanımızın sesini dinliyor muyuz, vicdanlı mıyız?

Eğitimin ana amacı; vicdanlı insanlar yetiştirmektir aslında. Acaba vicdanlı ve merhametli miyiz? Yani bunları sorguladığımız zaman içimiz sızlıyor. Birbirini seven ve değer veren, farklı kültürlere saygılı, birlikte yaşama kültürüne sahip, evrensel değerleri içselleştirmiş, kendi öz kültürüne bağlı nesiller yetiştirmemiz daha güvenli bir gelecek yaratmaz mı?

Ve görüyoruz ki okullarda şiddet çok yaygın. Akran zorbalığı ve siber akran zorbalığı önemli bir sorun.

Ben kendim emniyet müdürlüğü yaptım. 2002 yılında Rize Emniyet Müdürüyken Rize Okul Güvenliği Projesi adı altında bir proje başlattım ve bu 2007 yılında İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında bir işbirliği protokolüne dönüştü ve Türkiye’nin tamamına uygulandı. Ben bunun adli, idari ve eğitsel yapısını da biliyorum. Geleceğimizin umut çiçekleri çocuklarımızı karşılaşabilecekleri risk ve tehlikelere karşı koruyarak güvenli yarınlara hazırlamaktı amacımız.

 Benim projemde okullarda görevlendirilen okul polislerimiz pedagojik eğitimden de geçerek okul, polis, veli işbirliğini sağlayarak önleyici ve koruyucu çalışmalar yapıyorlardı. Okul ve çevresini denetleyerek şüpheli kişiler üzerinde uygulamalar yapıyor ve güvenli bir okul çevresi yaratıyorduk. Kısacası okullardaki olayları önleyici  ve suça karışan, disiplinsiz davranışları olan, sorunlu çocuklar ve aileleriyle bütüncül bir yaklaşımla işbirliği, yardımlaşma, güvenlik ve rehberlik aşamalarını içeren çok mükemmel bir çalışmaydı.

 Ekonomik durumu iyi olmayanları destekleyici, üniversiteye hazırlık dershaneleri açan, kitap ve eğitsel destekler veren böyle bir projeyi uyguladık. O kadar çok sorunla karşılaştık ve acılar biriktirdik ki içimizde çocukların güvenliğinin ne anlama geldiğini biliyoruz. Cinsel istismar önemli bir sorun. Sorduğunuz gibi ensestdavranışlarla da karşılaşıldığı bir gerçek. Hiç dile getirilmez ama yaşadığımız toplumun bir yarası. İşlem yaptığımız o kadar çok suçlu oldu ki. Medyadan duyduklarımızda bilinen bir durum. Şiddet ve istismar toplumsal bir sorun ve ailelerin bilinçlendirilmesi, çocukların korunması ve rehabilite edilmesi şart.

Onun için açık ve şeffaf olmak ve bu sorunlarla yüzleşmek gerek. Tüm şiddet çeşitlerine karşı farkındalığımızın olması lazım. Hiçbir şey halının altına süpürülmemeli. Yaşanılan olayların nedenlerinin ve çözümünün araştırılması olayların önlenmesini de sağlayacaktır. 

Çocuklarımızı geleceğe hazırlayabileceğimiz en büyük farklılık onlara değer vermek ve güvenli bir yaşam sunmaktır.

 CSG CITY SECURITY GROUP 

 Biz şirketsel bazda Türkiye’de güvenliğe akademik bir boyut getirerek yaşam boyu güvenliği insanlarımızın yaşamlarına bir konsept olarak katmalarını ve bu konuda güçlü bir bilince sahip olmalarını istiyoruz. İnsanlarımızda bir güvenlik algısı ve bilinci oluşturursak bu ülke güvenliğimize katkı sağlar. Güvenlik farkındalığı olan bir topluma dönüşürüz. Bu bilinç güvenli yaşam kültürünü oluşturur. Bu açıdan güvenlik zafiyetinin bulunduğu alanlarda eğitime ve sertifika programlarına önem vererek yaşadıkları ortamı daha güvenli hale dönüştürmek için akademik boyuttaki projelerimizle Türkiye’deki güvenliğe bir açılım getirmek istiyoruz. Hedefimiz de vizyon ve misyonumuzda budur.

Sadece fiziksel güvenlik yapan bir güvenlik şirketi değiliz. Akademik bazlı çalışarak sorunları araştıran, veriye dayalı hizmet yapan ve bir güvenlik mühendisliği konseptinde hizmet veren bir şirketiz. Bu amaç doğrultusunda tüm insanlarda veya bileşenlerde güvenlik algısı yaratarak toplumsal güvenliği, bireysel ve kurumsal güvenliği en iyi şekilde sağlamak için projeler yapıyoruz.

 Araştırmalara göre; Türkiye’de okulların yüzde 61 inde güvenlik görevlisi var. Bize göre ise bu oran daha da artmalı güvensiz okul kalmamalı. Öğretmenlerin 3 te biri güvenlik ile ilgili bir seminere katılmış 3 te ikisi katılmamış. Bizim araştırmamızda bu daha da alt boyutta. Yani güvenlik algısı ve bilinci olmayan okul müdürleri ve öğretmenlerin çocukların okulda bulunduğu bir ortamda güvenliğini sağlamaya yönelik ve okuldaki güvenlik risklerine yönelik bir öngörüsü de olamaz. Öngörüsü olamayan bir okulun ve okulun yönetsel yapısının hazırlıkları da olamaz. Dolayısıyla okulda meydana gelebilecek tüm riskler okula bir maliyet olarak dönecektir.

Devlet okulunda bir çocuk okul bahçesinde oynarken bir çukura düşüyor. Çocuğu alıyorlar anneye haber vermiyorlar. Sağlık kurumuna götürmüyorlar ve okulda bekletiyorlar, çocuk ağırlaşınca hastaneye gönderiyorlar. En üzücü olan da çocuk hayatını kaybediyor. Bu bir ihmalkârlık ve bilinçsizlik değil mi?

Bir okulda tablo öğrencinin başına düşüyor ve yaralanıyor. Aileden olayı saklıyorlar. Tabi burada iş sağlığı ve güvenliği anlamında da sorunlar var. Sabitlenmeyen dolap ve eşyalar tehlike yaratıyor. Dolapların altında kalan çocuklar yaralanıyorlar.

 Ben akademisyenlerimizden oluşan bir ekiple güvenli okul konferansları veriyorum. İstanbul, Ankara, Edirne, İzmir, Samsın, Giresun, Ordu olmak üzere birçok ilimizde konferanslar gerçekleştirdik. Milli Eğitim ve İl Emniyet Müdürlükleri ile işbirliği yaptık. Okul müdürleri, rehber öğretmenler ve okul polislerimizin katıldığı konferanslar ile ülkemizde güvenli okul ve okul güvenliği konseptinde farkındalık yarattık. Güvenli okul projesi Bahçeşehir Üniversitesi ve CSG işbirliğinde yarattığımız akademik bir proje. Denizli’de bir olay öğrendim. Bir dikkatsizlik ve ihmal bir çocuğun hayatını kaybetmesine neden olmuş. Şöyle ki, bir okulda bayrağın ipi gevşiyor. Okul müdürü onu görünce bir müstahdeme o ipi sıkılaştırması için talimat veriyor. Müstahdemde okulda çalışan özürlüler kapsamında bedensel özürlü. Bunu tam anlayamıyor. Gidiyor bayrak direğini ana binaya bağlayan cıvata gevşedi diye o cıvatayı söküyor. O arada müdür yardımcısı bunu çağırıyor. O, işini bırakıyor ve diğer söylenileni yapmaya gidiyor. Cıvatası sökülmüş direk rüzgârın etkisiyle devriliyor ve bir çocuk hayatını kaybediyor.

 Diyarbakır’da bir okulda kale direkleri sabitlenmemiş. Çocuk oynarken kale direğinin filelerine ayağı takılıyor kale direkleri üstüne düşüyor ve çocuk hayatını kaybediyor. O kadar çok güvenliksizlik, düzensizlik ve bilinçsizlikten kaynaklanan olaylar var ki. Güvenlik algısı okul yöneticileri ve çalışanlarında eksik.

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR

Yangına karşı çok hazırlıksızız. Maalesef bir yangın çıktığında çok can kaybı olacak. Acil çıkışları ve yönlendirme işaretleri yetersiz. Tatbikatlar periyodik olarak yapılmıyor. Yangın ve deprem planları tozlu raflarda ve sayfalarda kalmamalı, tatbikatlar ve uygulamalar ile herkese öğretilmeli. 

Bir yangın başladığında yükselen duman, tavandan aşağı doğru yoğunlaşarak gelir. Zifiri bir karanlık oluşturur. Çıkış işaretlerini görmek ve takip etmek zorlaşır. İşte bu noktada çıkış işaretlerini reflektifşeritlerle merdivenlere ve çıkışlara yönlendirmek ve yer seviyesinde sürünme yüksekliklerine göre hizalamak yararlı olabilir. ABD'de NewYork'ta yaptığım incelemelerde yüksek binalarda bu yöntem hayat kurtarmış. Yoğun duman içinde Zaten siz yukarıya bakamazsınız.

 Ancak Amerika’da ki 11 Eylül saldırısında ve yüksek binalardaki yangınlardan nasıl kurtuldular bunu araştırmışlar ve reflektif işaretler ve yangın led lambaları ile tahliye yöntemlerini uygulayarak can kayıplarını önlemişler.

Biz Amerika’da John Jay College of CriminalJustice suç ve ceza akademisi ile işbirliği yapıyoruz. Yine Newyork’ta bir güvenlik şirketi olan Global Security Group ile özel güvenlik alanında işbirliği yapıyoruz. İngiltere’ de stadyum güvenliği konusunda da BlueLightGlobalSolutions ile işbirliği yapıyoruz.

 Biz dünyadaki bütün bilimsel gelişmeleri ve güvenlik literatürünü inceleyerek Türkiye’de de uygulamaya çalışıyoruz. Bizim GÜVENLİ OKUL KONSEPTİ DÜNYAYA örnek bir çalışma.

Amerikalılar yangınla ilgili çok basit bir şey bulmuşlar. Yerden 30 santimlik yüksekliklere işaretleri koyuyorlar. Siz zaten yukarıdan aşağıya duman gelirken dışarıya sürünerek çıkmaya çalışıyorsunuz. Yere de reflektif çizgileri koymuşlar onu takip ettiğiniz zaman o sizi çıkışa götürüyor.

Bizde yangın talimatları ve eğitimleri son bilimsel verilere göre yeniden düzenlenmeli. 

Yurt güvenliği çok önemli. Kalabalıkların bulunduğu ve yaşadığı ortamlar ve binalardaki önlemler gözden geçirilmeli ve talimatnamelere uygun olarak denetlenmeli. Yurtlarda yanıcı özelliği olan eşya ve malzemeler kullanılmamalı ve bulunmamalı. Yangın merdivenleri standartlara uygun olmalı. Merdivenler asla kilitlenmemeli, önüne malzeme konulmamalı. Bunu yapmak çocukların hayatını riske atmaktır. 

Türkiye, yasalara aykırı, göstermelik uygulamalar ve bilinçsiz hareketlerle bir yere varamaz. Kendi canını yakar. Çocuklarının canını yakar.

 TOPLUM VE AİLELER ENDİŞELİ

Okul yolu birçok risk ve tehlike ile dolu. Nitekim ailelerin yüzde 73’ ü çocuklarının okulda bulunduğu saatlerde güvenliğinden endişe duyuyor.  Okul yolunda ailelerin yüzde 64’ i endişeli toplu ulaşımda bu yüzde 80’ e kadar çıkıyor. Yaya gidiyorsa yine bu risk yükseliyor. Öğretmenlere göre, okulların yüzde 62’ sinde öğrencilere göre, yüzde 74’ ünde şiddet olayları yaşanıyor. Türkiye’deki okulların çoğunluğunda özel güvenlik görevlileri yok. Güvenlik olarak çalışanların büyük bölümü yasal ve yönetsel yetkisi ve sorumluluğu ya da sertifikası olmayan sivillerden oluşuyor. 

Türkiye’de Bakanlar Kurulu gündemine gelen ve kabul edilen Güvenli Okul Projesi sevindirici. Bu karara yürekten katılıyorum. Biz CSG olarak bu projeyi 2013 yılında uygulamaya koyduk ve birçok Uluslararası düzeyde Güvenli Okul Konferansları ve Çalıştaylarıdüzenledik.  

Kıbrıs'ta KKTC MEB ve Yakındoğu üniversitesinde birçok çalışma yaptık.

Türkiye’de okullara GÜVENLİ OKUL PROJESİuygulanmalı.

Öğrenci, öğretmen ve okul çalışanlarının kendilerini fiziksel, psikolojik ve sosyal  açıdan mutlu ve güvende hissettiği bir okul ikliminin yaratılması gerekli. Kaygı ve korkunun olmadığı barışçıl bir okul ortamı onların akademik başarıya ve kendilerini geliştirmeye odaklanmalarına etken olacağı gibi mutlu bir geleceğe ulaşmalarına da imkan sağlayacaktır.

OKULLARDA MUTLAKA GÜVENLİK YÖNETİMİ OLUŞTURULMALI

Güvenlik yönetimin başı okulun lideri olan okul müdürü olmalı ve bunu fiilen takip edecek bir müdür yardımcısına yetki ve sorumluluklar verilmeli.

Nöbetçi öğretmenler ve nöbetçi öğrenciler mutlaka bir eğitimden geçirilmeli, bilinç kazandırılmalı veya sertifikalandırılmalı.

Okul güvenliği konusunda hiçbir eğitim, yetki ve sorumluluğu olmayan öğretmen ve öğrencilerin görevlendirilmesi okul güvenliğine katkı sağlamaz. Öncelikle bu konuda mevzuat açısından düzenlemeler yapılmalı, yetki ve sorumluluklar belirlenmelidir. Öncelikle bilinmelidir ki güvenlik güvenlikçilerin işidir. 

 Bazı okulların kapısında öğrencileri görüyoruz. Bu çocuklarımız ne yapacağını nasıl hareket edeceğini bilmiyor. Okullarda giriş ve çıkışlarda kayıt kontrol ve denetim yok denecek kadar yetersiz. Okulları ziyaretlerimde hiç kontrol edilmeden sınıflara kadar girebiliyorum. Hiç kimse nereye gidiyorsunuz diye sormuyor.

Zaten sınıfa kadar yabancıların geldiğini gören öğrenci ve öğretmenlerin duyduğu kaygı ve endişe onları tedirgin edecek ve derslerine odaklanmaları zorlaşacaktır. Kendilerini güvensiz hissedeceklerdir.

Toplu yaşam alanı olan okullarda güçlü bir güvenlik bilincinin oluşturulması, ortaya çıkabilecek tüm riskleri minimize eder.

Okulların risk haritaları çıkartılmalı.

Okulun bir güvenlik yönetimi oluşturulmalı.

Bunlar diğer kurumlarla sağlık, itfaiye hizmetleri açısından işbirliği yapmalı. Polis ve özel güvenlik ile iş birliği yapmalı. Tabii ki okullarda vandalizm, hırsızlık, şiddet, madde ve teknoloji bağımlılığı, siber akran zorbalığı ve akran zorbalığı gibi birçok faktör risk yaratıyor Bu konularda ilgili kamu kurumları ve özellikle AFAD ile işbirliği yapmalı. Okul, aile, toplum ve sivil toplum işbirliği ile ortak projeler gerçekleştirebilir ve çocuklarımızın güvenliğini etkinlikle sağlayabiliriz.

Aslında çocuklarımızı okul ve aile ortamında eğiterek, değerlerimizle besleyerek ülkemizin en büyük sorunlarını da çözümleyebiliriz.

 Yani çocuk GÜVENLİ YAŞAMI öğrenmeli. Aileler güvenli yaşamı öğrenmeli. Bizler, sizler öğrenmeliyiz. Çünkü evden sokağa çıktığımız zaman güvensiziz. Evde de güvensiziz. Neden? Deprem olsa nasıl hareket edeceğimizi bilmiyoruz. Evde yangın çıksa nasıl müdahale edeceğimizi bilmiyoruz. Çocuk bir olayla karşılaştığında nasıl hareket edeceğini, kimleri araması gerektiğini öğrenmeli. Okulda, yolda, serviste, şiddete uğradığında neler yapması, kime bilgi vermesi gerektiğini bilmeli.

 ÇÖZÜM

   -“Hayat, aslında ailede başlayan, okul ile şekillenen, gözlemlerimiz ve öğrendiklerimizle gelişen bir süreç. Akıl ve bilgiyle çok şeyi değiştirebilir ve çözümleyebiliriz”

 

Bu elma her derde deva!
Bu haber toplam (327) defa okunmuştur.

SAMSUN - HABERLERİ